İstanbul’da yaşayan çağdaş görsel sanatçı Mehtap Demirdöven, seramikten epoksi reçineye uzanan üretim pratiğiyle sanatını farklı malzemeler ve teknikler üzerinden geliştirmeyi sürdürüyor. Çocukluk yıllarında filizlenen sanat tutkusu, aldığı eğitimler ve yıllar içinde edindiği deneyimlerle özgün bir anlatım diline dönüştü.

Lise yıllarında güzel sanatlar alanında ilerlemeye karar veren Demirdöven, 1996 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü’nden mezun oldu. Eğitim sürecinde Prof. Dr. Erdinç Bakla’nın Endüstriyel Seramik Atölyesi’nde çalışırken, üniversite yıllarında seramik sanatçısı Prof. Dr. Jale Yılmabaşar’dan seramik pano yapımı üzerine eğitim aldı.

Mezuniyetinin ardından seramik pano ve heykel çalışmalarına ağırlık veren sanatçı, form, yüzey ve renk ilişkisini merkeze alan eserler üretti. Bu alandaki en dikkat çekici çalışmalarından biri ise 17 metre genişliğinde ve 3 metre yüksekliğindeki seramik duvar panosu oldu. Sanat eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden aldığı pedagojik formasyonla destekleyen Demirdöven, 1999 yılından bu yana İstanbul’daki özel eğitim kurumlarında görsel sanatlar ve seramik eğitimi veriyor. Uzun yıllardır Görsel Sanatlar Bölüm Başkanlığı görevini sürdüren sanatçı, çeşitli özel atölye ve kurslarda da resim ve seramik dersleri verdi.

İstanbul başta olmak üzere Ankara ve İzmir’de düzenlenen sergilerin yanı sıra yurt dışında gerçekleştirilen uluslararası seramik ve resim etkinliklerinde de eserlerini sanatseverlerle buluşturan Demirdöven, üretimlerini farklı coğrafyalara taşımayı sürdürüyor.

Sanatçının üretim pratiğinde yeni bir sayfa ise 2020 yılında açıldı. Pandemi döneminde epoksi reçineyle tanışan Demirdöven, bu malzemenin sunduğu renk, ışık ve derinlik olanaklarını keşfederek katman ve akış kavramlarını buluşturan soyut kompozisyonlar üretmeye başladı.

Demirdöven, üretim sürecini sezgisel ve meditatif bir deneyim olarak tanımlıyor. Renklerin insan ruhu üzerindeki güçlü etkisine inanan sanatçı, eserlerinde pozitif enerji, güven ve yaşam sevincini izleyiciye aktarmayı hedefliyor.

Sessiz ancak derin bir anlatım taşıyan çalışmaları, izleyiciyi yüzeyin ötesindeki duygusal katmanları keşfetmeye davet ediyor.

Son dönemde Londra, İstanbul, Ankara, İzmir ve Dubai’de düzenlenen uluslararası sanat fuarları ile karma sergilerde yer alan Mehtap Demirdöven, eserlerini yurt içi ve yurt dışında sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor.

Mehtap Demirdöven’in kaleminden

Işığın Katmanları: Birlikte Varoluş

“Çalışmalarım, kontrol ile kaos arasındaki ince çizgide var oluyor. Epoksiyle çalışırken, akışkan bir malzemenin kontrol edilmeye direnmesini ve buna rağmen sonunda kendi formuna ulaşmasını araştırıyorum. Her eser, niyet ile rastlantının buluştuğu, bir daha tekrarlanamayacak anın izini taşıyor. Yüzeyde görülen estetik akış, aslında malzemenin kendi doğasının sürece yön verdiği dönüşümün bir kaydıdır.

Benim için ışık, derinlik ve şeffaflık yalnızca görsel unsurlar değil; zamanı, hafızayı ve hareketi katmanlar hâlinde görünür kılan anlatım araçlarıdır. Amacım dekoratif bir obje üretmekten çok, kaosun forma dönüştüğü ve görünmeyenin görünür hâle geldiği o benzersiz anı somutlaştırmaktır.

İlk bakışta eserlerim dekoratif bir etki bırakabilir. Ancak yakından bakıldığında, kontrolün geri çekildiği ve malzemenin kendi dilini konuştuğu bir sürecin izleri görülür.

Katmanlar üst üste gelirken sınırlar tamamen kaybolmaz; her renk kendi varlığını korur. Şeffaflık sertliği yumuşatır, yoğunluğu hafifliğe dönüştürür. İlk bakışta hareketli görünen kompozisyonlar, zamanla kendi dengelerini ortaya koyar. Renkler sessiz bir düzen içinde çoğalır ve her bakışta yeni bir derinlik sunar.

Renkler yan yana durmakla kalmaz, birbirlerinin içinden geçerek yeni ilişkiler kurar. Daireler sabit değildir; ışıkla birlikte yer değiştirir, nefes alır. Şeffaflık katmanları görünür kılar, her katman bir öncekini fısıldar. Hareket vardır ama telaş yoktur; sessiz bir ritim içinde çoğalan ve her bakışta yeniden keşfedilen bir bütün oluşur.”