Ayşegül Öngel’in resimlerinde dışavurumcu yaklaşım, figüratif anlatım ve lekesel yapı bir araya geliyor. İlk dönem çalışmalarında figürlerin fiziksel özellikleri ile doğa ve çevreyle ilişkilerine odaklanan Öngel, zaman içinde deneysel ve yenilikçi arayışlarla figürlerin sınırlarını çözerek daha soyut bir anlatıma yöneldi. Yüzler, bedenler, çizgiler ve lekeler birbirine karışırken, resimlerinde insanın iç dünyası ve yaşanmışlıklar duygu, hareket ve zaman algısı üzerinden görünürlük kazanıyor.

1966 yılında İstanbul’da doğan Ayşegül Öngel, 1988 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul, Adana ve Gaziantep’te özel sektörde, ilerleyen yıllarda ise kamuda mimar olarak çalıştı. 2020 yılında emekli olan Öngel, çocukluk yıllarından itibaren ilgi duyduğu resim çalışmalarından ise çalışma hayatı boyunca hiç kopmadı.

Resim çalışmalarına 2004 yılında Ankara’da başlayan sanatçı, Ankara Etnografya Müzesi’nde resim derslerine katıldı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde Ressam Gür Dalkıran’dan yağlıboya natürmort dersleri aldı. Daha sonra Nurol Sanat Galerisi’nde Ressam Hüseyin Yıldırım ile yaklaşık sekiz yıl çalışan Öngel, bu dönemi teknik açıdan olduğu kadar özgün çalışmalar geliştirme bakımından da kendisi için olgunlaştırıcı ve ilham verici bir süreç olarak değerlendiriyor.

Öngel’in üretim sürecinde renk önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor. Kompozisyonu belirlemeden önce renk paletini seçen sanatçı, ardından formlar, çizgiler, lekeler, renk tonlamaları ve kontrastlarla çalışmasını doğal akışı içinde sürdürüyor. Bu süreçte resmin kendisini yönlendirdiğini ifade eden Öngel, sezgisel ve özgür bir biçimde ilerleyerek fırça darbeleri ve farklı medyumlarla oluşan renk, doku, biçim ve çizgilerin yön verdiği bir üretim süreci izliyor. Çalışmanın ilerleyen aşamasında ise kompozisyonu evrensel kurallar çerçevesinde toparlıyor.

Sanatçı için renk, resmin duygusal ve fiziksel etkisini destekleyen temel unsurlardan biri. Atmosferin, renk seçimlerinin, tamamlayıcı renklerin ve kullanım oranlarının eserin taşıdığı duyguyu değiştirebildiğini belirten Öngel, bu belirsizlik alanını üretim sürecinin heyecan verici taraflarından biri olarak görüyor. Resmin herhangi bir bölümünde kullanılan canlı ve beklenmedik bir rengin izleyicinin dikkatini belirli bir noktaya çekerek gözün eserin içinde dolaşmasını sağlaması da çalışmalarındaki yaklaşımın önemli parçalarından biri. Açık-koyu ilişkileri ise resmin görünürlüğünü ve algısını farklılaştırıyor.

Emekli olduktan sonra yerleştiği Boğaziçi’nde (Bargilya) kendi atölyesinde çalışmalarını sürdüren Ayşegül Öngel, bugüne kadar çok sayıda karma sergi ve sanat fuarına katıldı; altı kişisel sergi gerçekleştirdi. Öngel, üretimlerinde özgünlüğü, deneysel ilerlemeyi ve izleyiciye anlık, içsel bir deneyim sunmayı amaçlıyor.