Mardin’den İstanbul’a uzanan sanat yolculuğunda Serdar Karatay, tuvali yalnızca renklerin ve biçimlerin buluştuğu bir yüzey olarak değil, insanın iç dünyasını, hafızasını ve duygularını görünür kılan bir anlatım alanı olarak ele alıyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Görsel Sanatlar Bölümü mezunu olan Karatay, sanat çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdürüyor. Sanatçı, resimlerinde özellikle dünya kadınlarının yaşamlarına, kimliklerine, duygularına ve içsel dünyalarına odaklanıyor. Ressam Karatay, kadını yalnızca estetik bir figür olarak değil; kendi hikâyesi, direnci, kırılganlığı, özgürlüğü ve sessiz çığlıkları olan güçlü bir özne olarak yorumluyor.

Onun kadın portrelerinde renkler, yalnızca görsel bir tercih değil, başlı başına bir anlatım dili. Kimi zaman bir kadının gözlerinde saklı kalmış bir hikâyeyi, kimi zaman yüzündeki hüznü, kimi zaman da hayata karşı gösterdiği direnci ifade ediyor. Her portre, izleyiciyi yalnızca bir yüzle değil, o yüzün ardındaki görünmeyen dünyayla karşı karşıya bırakıyor.

Karatay’ın sanat anlayışında coğrafyalar, kültürler ve sınırlar aşan ortak bir insanlık duygusu bulunuyor. Dünyanın neresinde olursa olsun kadınların yaşadığı eşitsizlikler, baskılar, acılar ve özgürlük arayışları onun sanatında karşılık buluyor. Fırçasını yalnızca güzelliği resmetmek için değil, kimi zaman görünmeyeni görünür kılmak, duyulmayanı duyurmak için kullanıyor.

Modern ve felsefi Kübizmden beslenen sanatsal yaklaşımı, figürleri alışılmış biçimlerin dışına taşıyarak renk, çizgi ve parçalanmış formlar üzerinden yeni anlamlar oluşturmasına imkân tanıyor. Onun için bir eserin değeri yalnızca nasıl göründüğünde değil, izleyicide hangi duyguyu ve hangi düşünceyi uyandırabildiğinde saklı.

Mardin’in kültürel belleğinden beslenen ve İstanbul’un çok katmanlı sanat ortamında üretimini sürdüren Serdar Karatay, sanatında yerel olanla evrensel olan arasında bir köprü kurmayı önemsiyor.

Aynı zamanda Renkler ve Çizgiler: Çocukların Sessiz İfadeleri adlı kitabın da yazarı olan Karatay, sanatın farklı ifade biçimleriyle insanın iç dünyasına ulaşmayı amaçlıyor.

Onun tuvallerinde kadınlar yalnızca resmedilmez; konuşur, susar, hatırlar, direnir ve kendi hikâyelerini anlatır. Belki de Karatay’ın sanatını özel kılan tam olarak budur: Bir kadının yüzünde bütün bir dünyanın hikâyesini aramak ve o hikâyeyi renklerin diliyle yeniden anlatmak.