Çağdaş görsel sanatçı Ceren Ataay; resim, görsel tasarım ve mekânsal anlatımı bir araya getiren disiplinler arası üretim anlayışıyla sanat yolculuğunu sürdürüyor. Eserlerinde doğa, insan ve evren arasındaki görünmeyen ilişkileri ele alan sanatçı, varoluş, dönüşüm ve bütünlük kavramlarını çağdaş bir sanat diliyle yorumluyor.

1980 yılında Ankara’da doğan Ataay, lisans eğitimini İstanbul Gedik Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde, yüksek lisansını ise Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık alanında tamamladı. Sanat pratiğini farklı disiplinlerle besleyen sanatçı, resim çalışmalarının yanı sıra görsel tasarım ve mekânsal anlatımı buluşturan çok katmanlı bir üretim dili geliştirdi.

2021 yılında İstanbul Kadıköy’de kurduğu CosmicArt Studio ile çağdaş sanatsal üretim ve sosyal etki odaklı sanat atölyelerine ev sahipliği yapan Ataay, çocuklar ve kadınlara yönelik gönüllü projeler aracılığıyla sanatı dönüştürücü bir ifade ve paylaşım alanı olarak değerlendirmeyi sürdürüyor

Görsel sanat çalışmalarının yanı sıra tiyatro prodüksiyonlarında oyuncu ve kostüm tasarımcısı olarak da görev alan sanatçı, sahne estetiği, karakter tasarımı ve görsel bütünlük üzerine edindiği deneyimleri resim pratiğine yansıtıyor.

Sanatçının çok yönlü geçmişi, eserlerindeki kompozisyon anlayışını, anlatı kurgusunu ve mekânsal algıyı besleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Sanat anlayışının merkezine elementler, varoluş ve insanın evrenle kurduğu görünmez bağı yerleştiren Ataay, doğadaki karşıtlıkların aynı bütünün farklı yansımaları olduğu düşüncesinden hareket ediyor.

Ataay eserlerinde ateş ve su, karanlık ve aydınlık, dişil ve eril gibi dualiteleri çatışan unsurlar olarak değil; birbirini dönüştüren ve tamamlayan enerjiler olarak ele alıyor.

Soyut dışavurumcu yaklaşımı, figüratif çağrışımlar, materyal odaklı yüzey araştırmaları ve kavramsal anlatımı bir arada kullanan sanatçı, eserleriyle izleyiciyle yalnızca estetik değil; duyusal ve düşünsel bir bağ kurmayı amaçlıyor.

Mistik, ezoterik ve doğa temelli düşünce biçimlerini çağdaş bir görsel dile dönüştüren Ceren Ataay, bireyin içsel yolculuğu ile evrensel döngüler arasında şiirsel bir köprü kurmayı hedefleyen üretimlerini bugün İstanbul’daki atölyesinde sürdürürken, ulusal ve uluslararası sergilerde de yer almaya devam ediyor.

Sanatçı Manifestosu

“Ben, sanatın görünmeyeni görünür kılma gücüne inanıyorum.

İnsanın en eski yanılsamalarından biri, kendini diğerlerinden ayrı görmesidir. Oysa doğa, hiçbir şeyin tek başına var olmadığını her an hatırlatır. Kök toprağa, yaprak ışığa, nehir geçtiği coğrafyaya bağlıdır. Evrenin dili, görünmeyen bağların dilidir.

Sanat pratiğim bu görünmeyen ilişkileri araştırır. Benim için bir resim yalnızca renklerden ve biçimlerden oluşmaz; kelimelerle ifade edilemeyen düşüncelerin ve duyguların taşıyıcısıdır. Sanatın görevi cevaplar vermek değil, daha derin sorular sormaktır: Kimiz? Nereye aitiz? Birbirimizden gerçekten ayrı mıyız?

Modern yaşam bizi bireyselliğin sınırlarına çekerken, ben eserlerimde varoluşun ilişkisel doğasını görünür kılmaya çalışıyorum. Çünkü estetik, benim için yalnızca güzel olanı üretmek değil, görünmeyen uyumu fark ettirmektir.

Eserlerimin yalnızca izlenen nesneler değil, izleyiciyi kendi içindeki bağları, doğayla kurduğu ilişkiyi ve ortak varoluş deneyimini yeniden düşünmeye davet eden birer düşünce alanı olmasını amaçlıyorum.

Benim için sanat, estetik bir üretimden öte; düşüncenin, sezginin ve insan olma hâlinin araştırıldığı bir alandır. Her eser, bir sorunun izini sürme çabasının sonucudur. Çünkü sanat, yalnızca bakılan değil, insanın kendisine yeniden baktığı bir aynadır.

Üretimimin çıkış noktası tek bir hakikati hatırlatmaktır:

Hiçbirimiz tek başımıza var olmuyoruz.

Doğa bunu bilir.

Evren bunu bilir.

Ve ben, sanatın bunu yeniden hatırlatabileceğine inanıyorum.”