Tuğba Kuvvetli’nin sanat pratiği, insanın doğayla ve kendi özüyle giderek zayıflayan ilişkisini sorguluyor. Modern yaşamın hızına ve dijitalleşmeye karşı geliştirdiği resimler, insanın doğayla yeniden bağ kurma ihtiyacını merkeze alıyor.
Çocukluk yıllarından gelen doğa sevgisini soyut formlar, renkler, akışlar ve dokularla eserlerine taşıyan sanatçı, doğayı olduğu gibi resmetmekten çok onun içinde olma hissini yansıtıyor. Dökme (pouring) tekniği, katmanlı yüzeyler ve farklı malzeme deneyleriyle çalışan Kuvvetli, kontrol ile rastlantı arasındaki ilişkiyi araştırıyor. Kendini tek bir üslupla sınırlandırmadan farklı yüzeyler, ışık ve optik hareket üzerine de çalışmalarını sürdürüyor.
Sanatçının doğa ve insan arasındaki ilişkiyi ele alan dört koleksiyonu, birbirini tamamlayan bir anlatı oluşturuyor.
Daldaki Çiçekler, doğanın kendi ritmini ve insan müdahalesinden bağımsız varlığını ele alıyor. Çiçekler üzerinden yaşamın sürekliliğine ve olduğu hâliyle var olabilmeye odaklanan koleksiyon, doğanın kendiliğinden işleyen düzenini hatırlatıyor.
Doğanın Bekçileri, insan ile doğa arasındaki bağın zayıflamasını sorguluyor. Çiçekleri doğanın sessiz tanıkları olarak konumlandıran koleksiyon, “Son çiçek kalana kadar umut vardır” düşüncesiyle doğaya ve insanın özüne dönüş ihtimalini vurguluyor.
Koparılan Çiçekler, ait olma hâlini sorguluyor. Dalından koparılan çiçeği insanın kendi köklerinden ve özünden uzaklaşmasının metaforu olarak ele alan koleksiyon, “Daldaki çiçeğe arı, koparılan çiçeğe sinek konar” mottosuyla bu kopuşu simgeliyor.
Çiçeksiz Kalan ise doğayla bağın zayıflamasının olası sonuçlarına dikkat çekiyor. Kuruyan ve kararan çiçek formları, yok oluşun yanı sıra doğayı korumak için hâlâ bir fırsatımız olduğuna dair uyarı taşıyor.
Sürekli Arayış
Tuğba Kuvvetli, çiçekler üzerinden geliştirdiği anlatının yanı sıra farklı ölçekler, dokular ve yüzeyler üzerine de çalışıyor. Anatomi, perspektif, kontrast, ışık ve neon etkileri gibi alanlarda araştırmalarını sürdüren sanatçı, üretimini değişmez bir üslupla sınırlamak yerine yeni deneyimlere açık tutuyor.
Doğayı çıkış noktası olarak benimseyen Kuvvetli için sanat, belirli bir sonuca ulaşmaktan çok sürekli keşfetmek anlamına geliyor. Eserleri izleyiciyi doğayla kurduğu ilişkiyi ve kendi iç dünyasını yeniden düşünmeye çağırıyor. Sanatçının çalışmalarının merkezinde ise şu soru yer alıyor: Doğadan uzaklaşırken kendimizden de uzaklaşıyor olabilir miyiz?