Multidisipliner sanatçı, sanat yönetmeni ve tasarımcı İlayda Uçar, çocuk yaşlarda başladığı sanat yolculuğunu bugün resim, grafik tasarım ve yaratıcı içerik üretimini bir araya getiren disiplinlerarası bir anlayışla sürdürüyor.
Sanat eğitimine 12 yaşında İranlı ressam Ahmet Şahit’in atölyesinde başlayan Uçar, yedi yıl boyunca karakalem ve yağlıboya teknikleri üzerine çalıştı. Bu süreçte çeşitli karma sergilere katılan sanatçı, eğitimini daha sonra Metin Telçeker Resim Atölyesi’nde sürdürerek üç yıl boyunca Güzel Sanatlar Akademisi hazırlık programına devam etti. Aynı dönemde atölyede asistanlık yaparak sanatsal üretimini eğitim deneyimiyle pekiştirdi.
Akademik eğitimini İstanbul Kültür Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’nde tamamlayan Uçar, bölümü birincilikle kazandı ve başarıyla mezun oldu. Mezuniyetinin ardından yaklaşık beş yıl iç mimar olarak çalışan sanatçı, mekân, form, malzeme ve estetik arasındaki ilişkiye dair edindiği deneyimi sanat pratiğinin önemli bir parçası hâline getirdi.
Yaratıcı üretimini zamanla görsel iletişim ve tasarım alanında yoğunlaştıran Uçar, profesyonel kariyerini grafik tasarım üzerine inşa etti. Son yedi yıldır senior grafik tasarımcı ve sanat yönetmeni olarak çalışan sanatçı; marka kimliği, yayın ve kitap tasarımı, kurumsal kimlik, dijital iletişim ve yaratıcı görsel projeler alanlarında üretimlerini sürdürüyor. Disiplinlerarası yaklaşımı ise tüm çalışmalarının ortak paydasını oluşturuyor.
Grafik tasarımın yanı sıra çocuklara yönelik yaratıcı projeler de geliştiren Uçar, çocuk tiyatroları için müzikal oyunlar kaleme alıyor. Hikâye anlatıcılığını müzik, sahne ve görsel tasarımla buluşturan sanatçı, aynı zamanda çocuklara yönelik çizgi film ve çizgi roman projeleri üzerinde çalışıyor; karakter tasarımı, görsel anlatı ve hikâye geliştirme süreçlerine odaklanıyor.
Sanatçı, resim çalışmalarını evindeki atölyesinde akrilik, yağlıboya ve pastel teknikleriyle sürdürüyor. Soyut anlatım olanaklarını araştırdığı eserlerinde duygu, hafıza, ritim ve sezgisel deneyim öne çıkıyor. Katmanlı yüzeyler, jestsel lekeler, güçlü renk karşıtlıkları ve organik kompozisyonlar aracılığıyla izleyiciyi belirli bir anlatıya değil, hissedilen bir atmosfere davet ediyor.
Uçar’ın resim anlayışı, kontrol ile rastlantı arasındaki gerilim üzerine kuruluyor. Figüratif çağrışımlarla tamamen soyut alanlar arasında kurduğu geçişler sayesinde eserleri, belirli bir anlamdan çok güçlü bir duygu deneyimi sunuyor. Sanatçı için resim, önceden planlanmış bir kompozisyondan ziyade, süreç içinde kendini açığa çıkaran bir keşif alanı niteliği taşıyor.