Oyunculuk ve sunuculuk çalışmalarının yanı sıra kültür-sanat alanında da üretimlerini sürdüren Aslı Turanlı, The Original Roots ile ilgi alanlarını ortak bir zeminde buluşturuyor. Kitap kulübü, podcast ve YouTube içerikleriyle edebiyat, sinema ve sanata uzanan bir sohbet alanı oluşturan Turanlı, üretim sürecinin yalnızca kamera önünde değil, bir fikrin ortaya çıkışından hayata geçirilmesine kadar uzanan yaratıcı tarafıyla da ilgileniyor. Oyunculuğun kendisi için hâlâ özel bir yerde durduğunu belirten Turanlı, The Original Roots’u ise zamanla insanların bir araya gelebildiği daha geniş bir kültür-sanat alanına dönüştürmek istediğini söylüyor.
Oyunculuk, sunuculuk ve şimdi de farklı kültür-sanat projeleri… Bugün bulunduğunuz yerden baktığınızda, sizi ve üretimlerinizi şekillendiren bu yolculuğu nasıl anlatırsınız?
Aslı Turanlı: Aslında hiçbirini birbirinden çok ayrı görmüyorum. Oyunculuk, sunuculuk, şimdi The Original Roots… Hepsinin merkezinde merak etmek ve insanlarla bir bağ kurmak var. Zaman içerisinde sadece bir projenin içinde yer almak değil, kendi dünyamı ve kendi üretim alanımı yaratmak istediğimi fark ettim. The Original Roots da biraz buradan doğdu. Sevdiğim şeyleri bir araya getirebildiğim ve gerçekten bana ait hissettiren bir alan oldu.
Oyunculuk sizin için bugün nasıl bir yerde duruyor? Bir karaktere yaklaşırken sizi en çok besleyen şey gözlem mi, yaşanmışlıklar mı, yoksa metnin kendisi mi?
Aslı Turanlı: Oyunculuk benim için hâlâ çok özel bir yerde. Bir karaktere hazırlanırken tek bir şeyden beslendiğimi söyleyemem. Metin başlangıç noktası ama gözlem benim için çok önemli. İnsanların konuşma biçimleri, sustukları anlar, verdikleri küçük tepkiler… Bazen sokakta gördüğüm biri bile bir karaktere dair bambaşka bir kapı açabiliyor. Tabii yaşadıklarımız da farkında olmadan oyunculuğun içine giriyor.
Edebiyatla ilişkiniz The Original Roots Kitap Kulübü’yle daha görünür bir hâl aldı. Kitap kulübü fikri nasıl ortaya çıktı; sizi böyle bir oluşumu hayata geçirmeye yönelten ne oldu?
Aslı Turanlı: Ben zaten okumayı ve okuduğum şeyler üzerine konuşmayı çok seviyordum. Ama bir noktada şunu fark ettim: Bir kitabı bitirdiğimde asıl merak ettiğim şey, başka birinin aynı sayfalardan ne aldığı. Çünkü aynı kitap iki insanda tamamen farklı yerlere dokunabiliyor. Kitap kulübü biraz bu meraktan doğdu. Bir kitabı sadece değerlendirmek değil, onun açtığı duygular ve sorular üzerinden gerçek bir sohbet kurmak istedim. Biraz kitabı konuşurken kendimizi de konuşuyoruz aslında.
Kitap seçimlerini yaparken nasıl bir yol izliyorsunuz? Bir kitabı başkalarıyla konuşmaya ve üzerine düşünmeye değer kılan şey sizin için nedir?
Aslı Turanlı: Bende bir şey bırakması gerekiyor. Çok sevmiş olmam da şart değil aslında; bazen rahatsız eden, soru sorduran bir kitap çok daha iyi bir sohbet çıkarabiliyor. Bitirdikten sonra hâlâ aklımda dolaşıyorsa, birine anlatmak ya da “Sen olsan ne düşünürdün?” diye sormak istiyorsam, o kitap benim için kulübe girmeye aday oluyor. Seçim yaparken farklı dönemlerden, farklı yazarlardan ve farklı dünyalardan kitapları bir araya getirmeyi de seviyorum.
Kitap kulübünde bir eserle başlayan sohbetin zaman zaman bambaşka alanlara açıldığını görüyoruz. Bugüne kadar sizi şaşırtan ya da bir kitaba farklı gözle bakmanızı sağlayan bir sohbet oldu mu?
Aslı Turanlı: Bence zaten en güzel tarafı bu. Bazen konuşmaya kitabın bir karakterinden başlıyoruz, sonra ilişkilerden, korkulardan, hayatta yaptığımız seçimlerden bahsetmeye başlıyoruz. Bir başkasının sizin hiç dikkat etmediğiniz küçücük bir detayı yakalaması da çok hoşuma gidiyor. O zaman aynı kitaba tekrar baktığınızda başka bir şey görüyorsunuz. Kitap kulübünün benim için en sevdiğim taraflarından biri de bu; ben de orada sürekli yeni bir şey keşfediyorum.
Podcast ve YouTube içeriklerinizde farklı alanlardan tanınmış isimleri ağırlıyorsunuz. Konuk seçiminde sizi çeken şey nedir; karşınızdaki kişinin hangi tarafını ortaya çıkarmayı seviyorsunuz?
Aslı Turanlı: Beni en çok kişinin herkesin bildiği tarafının arkasında ne olduğu meraklandırıyor. Zaten kariyerini, yaptığı işleri biliyoruz. Ben biraz daha o insanın ne düşündüğünü, neye takıldığını, neye güldüğünü, nelerden beslendiğini merak ediyorum. O yüzden röportajdan çok gerçek bir sohbet hissini seviyorum. Karşımdaki kişinin bir noktadan sonra kamerayı unutması benim için çok değerli.
Edebiyat, sinema ve sanatın birbirini beslediği bir dünyanız var. Bir oyuncu olarak izlediğiniz bir film, okuduğunuz bir kitap ya da gördüğünüz bir eser oyunculuğunuza ve üretim biçiminize nasıl yansıyor?
Aslı Turanlı: Bence hepsi insanı gözlemleme biçiminizi değiştiriyor. İyi bir roman bazen bir karakterin iç dünyasını anlamayı, iyi bir film sessizliğin ne kadar güçlü olabileceğini, bir sanat eseri de tek bir görüntünün ne kadar fazla şey anlatabileceğini hatırlatıyor. Bunların hepsi ister istemez oyunculuğuma da yaptığım diğer işlere de sızıyor. Zaten yaratıcılığın alanlara ayrıldığına çok inanmıyorum; biri diğerini sürekli besliyor.
Sanatla bu kadar farklı kanaldan ilişki kurarken sizi hâlâ heyecanlandıran, “bunu da yapmak isterim” dediğiniz bir alan var mı? Kamera önü dışında kendinizi başka bir yaratıcı alanda görür müsünüz?
Aslı Turanlı: Kesinlikle. Hatta son dönemde kamera önünde olmak kadar bir fikrin ortaya çıkışından son hâline kadar içinde olmak da beni çok heyecanlandırıyor. İçeriğin formatını düşünmek, kimi bir araya getireceğimizi tasarlamak, yaratıcı sürecin içinde olmak… Yapımcılık tarafını daha fazla geliştirmek istiyorum. The Original Roots da bana bunun için çok güzel bir alan açtı. İleride farklı formatlar, etkinlikler ve kültür-sanat projeleri üretmek istiyorum.
Son dönemde farklı alanlarda üretmeye devam ediyorsunuz. Önünüzde hangi projeler var; bundan sonra sizi nasıl işler ve üretimler içinde göreceğiz?
Aslı Turanlı: The Original Roots’u büyütmek şu anda beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri. Kitap kulübünün yanında sinema, sanat ve farklı yaratıcı disiplinleri bir araya getiren içerikler üretmeye devam edeceğiz. YouTube tarafında yeni formatlarımız ve sohbetlerimiz olacak. Bir yandan oyunculuk benim için devam ediyor; doğru karakter ve doğru hikâyeyle kamera önünde olmayı çok seviyorum. Ama bundan sonraki dönemde beni sadece bir işin içinde yer alan değil, o işi fikir aşamasından itibaren üreten tarafta da daha fazla göreceksiniz. The Original Roots’un zamanla yalnızca dijital bir platform değil, insanların gerçekten bir araya gelebildiği bir kültür-sanat alanına dönüşmesini istiyorum.